Fetullah Gülen: Müslümanlar İyilikte İttifak Etmelidir

Kral Karadeniz TV, 25 Ocak 2010Adnan Oktar: Mesela grup taassubu ile görüşmüyorlar. Mesela o diyorlar falanca arkadaş grubu ile bağlantılı, ben falanca arkadaş grubu ile bağlantılıyım, ben görüşmem. Niye? İşte onlar şöyle, biz böyleyiz. Şu şöyle bu böyle. Biz-siz mantığından dolayı bir katı ayrım mevzu bahis oluyor. Bu, çok yanlış. Mesela farz edelim Süleyman Efendi Hazretleri’nin talebeleri, bunlar çok nezih insanlardır, çok değerli insanlardır, hanımlar da olsun, beyler de olsun değil mi? Çok güvenilir insanlardır, mesela gereksiz bir taassupla görüşmüyorlar bazen. Mesela farz edelim Nur talebeleri oluyor, onlar da hatta kendi aralarında birbirleriyle bazen görüşmüyorlar. Yani çok katı bir çizgi içerisindeler, böyle sert ve sinirli bir çizgi içerisinde oluyor; bu da çok yanlış, değil mi? Mesela farz edelim Fethullah Hocamız’ı seven genç kızlar oluyor, kardeşlerimiz oluyor; çok güzel fakat Yeni Asya Gazetesini okuyan o arkadaşların oluşturduğu bir gurubu seven kişiler oluyor. Onlar da onlarla görüşmüyor. Bu, çok garip bir şey. Çok çok yanlış. Halbuki birbirlerini kardeş olarak çok iyi koruyup kollamaları, birbirlerini yemeğe davet etmeleri, sohbet etmeleri gerekir. Birbirlerine fikirlerini kabul ettirmekle uğraşmaları doğru değil. Her fikre saygı duymak lazım.. Amasya TV, 21 Temmuz 2008Adnan Oktar: Ben Türkiye’deki bütün cemaatleri çok severim, bunu herkes bilir. Hepsi ahbabım. Eserlerimin hemen hemen hepsinin yayın organlarında yayınlanmasında da bunu görebilirsiniz. Televizyon kanallarında olsun gazetelerinde olsun. Hem ilanlarımız hem eserlerimiz yayınlanıyor. Fikren etkileniyorlar bu çok güzel bir şey. Süleymancıları çok severim nurcuları severim, Mahmut Hoca’yı severim, Esat Hoca’yı severim. Bunların hepsi bir bütündür. Tertemiz insanlar. Ama Şii’leri de severim. Vahabi’leri de severim. Allah diyen herkesi severim. Aynıyız. Allah’ımız bir Peygamberimiz bir, kıblemiz bir aynı Peygamberleri seviyoruz. Aynı cennete inanıyoruz, aynı cehenneme inanıyoruz. Haber Dem, 24 Ekim 2008Adnan Oktar: Gençlere tavsiyem çok samimi olmaları... Birbirimizi çok seveceğiz, saygı duyacağız, bütün Müslümanları kardeş bileceğiz. Mezhep tarikat ayrılıkları, şu, bu falan buna benzer, bizim mahalleden, hemşerimizdir, şudur, budur gibi böyle garip bölünme mantıklarından şiddetle kaçınacağız…

Zaman, 10 Nisan 2010

Bir kısım önemli, hayatî fasl-ı müştereklerde mutabakat sağlanıyorsa, detaylarda ihtilafa düşmemek gerekir. Bediüzzaman Hazretleri'nin dediği gibi "hasen"i bulduktan sonra, "ahsen"de ihtilafa düşmemek lazımdır." Yani iyiyi bulduğunuz zaman, ille de "en iyi" diyerek ihtilaf çıkarmaktansa bence bu iyiye kanaat etmek en iyiden daha iyidir. Sizi ittifaka götürebilecek şeyler hasendir.Mesela Necip Fazıl hayatta olsaydı, Elmalılı Hamdi Yazır hayatta olsaydı ve kendisine çıraklık yapamayacak insanların Allah nazarında önemli bir alanda hizmet ettiğini görseydi hissiyatını koruyabilir miydi? Ömer Nasuhi Bilmen hoca, fıkıhta yed-i tûlâ sahibiydi...Daha beriye gelelim. Mesela Sebil mecmuasını çıkaran Kadir Mısıroğlu Bey. Şimdi farklı mülahazası var mı bilemem. Ama ben gördüğümde hep iyi gördüm, dinlediğimde iyi dinledim. Almanya'da ziyaret ettiğimde iyi olarak dinledim. Kendisinden bizzat duymadığım söze de itibar etmem. Bu insanlar bu işin mebdeindeki insanlar. Daha arkadakiler bir Nasuhi Hoca, Hamdi Yazır, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Sezai Bey... Bu insanlar mebdede toprağa tohum atan insanlar. Yaptıkları zahiren küçük görülebilir. Fakat onları o dönem itibarıyla değerlendirmemek lazım. Günümüzde neye tekabül ediyorsa ve muhit hattında ifade ettiği mana ne ise, işte ona göre değerlendirmek, bir yere koymak ve saygıyla yâd etmek lazım.Bu işi başlatmış bu insanlar, bu hale getirmişler. Mehmet Şevket Eygi Bey, belli bir dönemde ses soluk olmuştur bu mevzuda. Şimdi aynı düşünür mü bilemiyorum ama onun için de aynı şeyi söyleyeyim ben. Olumsuz bir şeyi kendinden duymadıktan sonra şöyle dedi, böyle etti demek doğru değildir.Toprağa iki tane tohum atmış insana karşı saygıdan başlayarak çok büyük işler yapmış, çok heyecanlar uyarmış insanlara kadar kamet-i kıymetlerine göre herkesi tebrik etmek, Allah'ın lütuf ve keremiyle hep beraber cennetin kapısından omuz omuza içeriye gireceğimiz arkadaşlarla rekabet yaşamamak, onları haset günahına sevk etmemek yerinde olur.O zatlardan bahsederken, Mahmud Efendi Hazretleri, Süleyman Efendi Hazretleri, Hilmi Bey Hazretleri, Sami Efendi Hazretleri, Esat Efendi Hazretleri, Seydâ Hazretleri diyeceksiniz. Benim yakın çevremde bile kaç tane Esat var baksanız. Benim yakınlarımda Esat yoktu.Ama ben o zatlara saygımın gereği belki en çok koyduğum isimler Esat Efendi, Mahmut Efendi, Sami Efendi, Mesut Efendi, Ali Efendi, Veli Efendi... Her şeye rağmen acaba biz o mevzuda onların hissiyatlarını nazar-i itibara alarak kendimizi bir kez daha gözden geçirdik mi?

Güncel Haberler